YETİŞ GÜL AĞACIM
.
YETİŞ GÜL AĞACIM
.
Gece gül dalında yandığı zaman,
Gurbet ağlarını örer üstüme.
Yokluğun omzuma konduğu zaman,
Gariplik postunu serer üstüme,
Gurbet ağlarını örer üstüme.
.
Gözden ırayınca evin direği,
Duvarlar göğsümde güreşe durur.
Görmez olur rotam son mendireği,
Beynimde kaynayan sular kudurur,
Duvarlar göğsümde güreşe durur.
.
Sensizliğin biri de bir bini de,
Çırpındığım sular ummana döner.
Sen varsan dolunay doğar gemide,
Sen yoksan içimde lâmbalar söner,
Çırpındığım sular ummana döner.
.
Varsın evim barkım perişan olsun,
Dert değil benim’çin dağınık oda.
Yeter ki sesinden bir nişan olsun,
Çınlatsın eşyayı senden bir seda,
Dert değil benim’çin dağınık oda.
.
Tan yeri ağardı, sabah oluyor;
Sanma ki aydınlık avutur beni.
Ardımdan dört nala hüzün geliyor,
Çekmiş kılıcını gecenin sonu,
Sanma ki aydınlık avutur beni.
.
Bu göçmen kuşları pek masum sanma,
Senden haber getirmiyor turnalar.
Bir türkü sırtına binerdim ama,
Çoktan paylaşılmış uzun havalar,
Senden haber getirmiyor turnalar.
.
Yetiş gül ağacım beni bana ver,
Yoksa bu dünyada kaybolacağım.
Ilık nefesinle canevime gir,
Yeniden yeşersin gönül ocağım,
Yoksa bu dünyada kaybolacağım.