YUSUF DURSUN AZERBAYCAN’DA…
Yazarımız Yusuf Dursun, Türkiye’den 15 şairle birlikte, Kapadokya Şiir Şöleni kapsamında, 15-18 Haziran tarihleri arasında Azerbaycan’da bulundu. Bu süre içinde Bakü, Gence ve Tohuz şehirlerinde şiir programları gerçekleştirdi. 15 Haziran, aynı zamanda Azerbaycan’ın kurtuluş günü olduğundan milli bayram olarak kutlandı. Programların Türkiye ayağını Nevşehir’den Ayşe Paslanmaz, Azerbaycan ayağını ise aynı zamanda millet vekili olan Ganire Paşayeva üstlenmişti. Her iki şair de, görevlerini layıkıyla yerine getirdiler. Yazarlarımız özellikle Azerbaycan’da, diplomatik seviyede bir ağırlanmayla karşılandı. Ganire Hanım Paşayeva, bütün mesaisini onlariçin seferber etti. Bakü Büyükelçili’ğinden Kültür ve Tanıtma Müşaviri Seyit Ahmet Arslan, ev sahibi olarak, doğrusu misafirlerini çok iyi ağırladı. Gidilen her yerde Azeri şair ve ses sanatçılarının da katılımıyla şiir programları icra edildi. Yazarımız ve arkadaşları “Azerbaycan Yazıçılar Birliyi” başkanı Anar’ı ziyaret etti. Bir başka ziyaretleri de hasta olduğu için evinden çıkamayan Vakıf Samedoğlu’na oldu. Misafirler, usta şairle evinde görüşme imkânı buldu. Türk dünyasının kabına sığmayan bir ırmak gibi akışını görmek, gönüllerimizi ve yürekleri coşturdu. “Bir millet, iki devlet” anlayışının, bir temenniden öte, tez zamanda gerçekleşmesi arzu edilen bir dua olduğu görüldü. Sanata ve sanatçıya verilen değerin boyutları, bizim de göğsümüzü kabarttı.
YÜREĞİMİ AZATLIK’TA
BIRAKTIM *
İstanbul’dan havalanan yüreğim,
Azerbaycan diyarına süzüldü.
Hak yol üzre kabul olan dileğim,
Bayrağımın yıldızına yazıldı.
Bakü toprağına ayak basanda,
Ay yıldız altında özüme döndüm.
“Gardaşım” sözünü duyduğum anda,
Vuslatın aşkıyla kor gibi yandım.
Azerbaycan, istiklali kutlarken
Öz kardeşler birbirine karıştı.
Türküler, şiirler ve marşlar derken
Kadim dostlar güzellikte yarıştı.
Kanım dondu Azatlık’ı gezerken
Sandım 20 Ocak bende canlandı.
Şehitlerim gökyüzünde yüzerken
Al bayrak altında ruhum dinlendi.
Bir mavi çarşaftı Hazar Denizi,
Apardı ruhumu şehit katına.
Yüce Rabbim, mahzun etme sen bizi;
Erelim cümlemiz gül beratına.
Gence’de bir akşam söz dile geldi,
Şiir bülbülleri bir bir şakıdı.
Ozanlar elinde saz dile geldi,
Gönül atlasına kilim dokudu.
Bir yiğit tanıdım, adı: Hüseyin.
Namaz kılmam için seccade verdi.
Dilleri bülbüldü, kalbi güvercin;
Say ki yüreğini kalbime serdi.
Tohuz’da bir sabah bülbül dinledim,
“Karabağ esirken susmam!” diyordu.
Her nefeste ta yürekten inledim,
“Ölmeden figanı kesmem!” diyordu.
Kışlada gururla halaya durdum,
Azerbaycan askeriyle kol kola.
Çifte bayrakların altında girdim,
Milletime ışık veren bu yola.
İstanbul’a doğru yelken açarken
Bakü semasına son defa baktım.
Öz kardeşim için candan geçerken
Yüreğimi Azatlık’ta bıraktım.
Yusuf Dursun, 28 Haziran 2014, İstanbul
* Bu şiir, şairimizin 15/18 Haziran 2014 tarihleri arasında Azerbaycan’a yaptığı ziyaret sonrasında yazıldı.







