TÜRK EDEBİYATI’NDA “BEYAZ UFUKLARA”
Yazarımız Yusuf Dursun’un Beyaz Ufuklara adlı romanı hakkında, Türk Edebiyatı dergisinin 2016 Mayıs sayısında Ferahfeza imzasıyla bir tanıtım yazısı çıktı. Kitabı baştan sona okuduğu anlaşılan yazara gerçekçi tespitleri için teşekkür ediyor, dergi yönetimine başarılar diliyoruz.
“BEYAZ UFUKLARA
Edebiyatımızın çocuk alanında iyi eserler veren çok başarılı yazarlarımız mevcut, yine aynı şekilde genç edebiyatında da öyle. Ancak nedense çocukluktan gençliğe geçişte yaşanan bir dönem var ki -buna ilk ergenlik dönemi diyebiliriz sanırım- bu dönemin önemi her ne kadar psikologlar tarafından hatırlatılsa da ebeveynlere, öğretmenlere; nedense yazarlarımız tarafından ihmal edilmiş, bu yüzden de bu ara döneme ait tercih yapabilecek oranda çok eser mevcut değil. İşte bu yüzden Yusuf Dursun’un Beyaz Ufuklara romanına dikkat çekmek isterim.
Daha ziyade ortaokulda okunduğu döneme denk gelen bu ara dönem, ne tam çocuk ne de genç olunabilen o ilk ergenliğin ağırlığını üzerinde hisseden şahsiyetler için, kendine bir hedef koymayı, o hedefe ulaşmak adına uğraş vermeyi gerektiren aşamada Beyaz Ufuklara gibi bir romanı okumak iyi gelecektir.
Roman iki bölümden oluşuyor: İlk bölüm, kahramanımız Ayşe’nin ilkokuldan birincilikle mezun olması, ortaokula gitmek için ailesini ikna etme çabaları, kasabalarında ortaokula gidecek ilk kız çocuğu olmanın ağırlığını üzerinde taşıması üzerinedir. Elbette bu arada yaşadığı o ikna çabaları sırasında Ayşe’nin ailesini, komşularını, kasabanın belediye başkanını, ilkokul öğretenini de tanırız. Bu duygusal, en ufak bir darbede kopacakmışçasına narin bir çiçeği andırmasına karşın, idealleri için sonuna kadar mücadele edebilen güçlü çocuğun azmi, insanı hayran bırakıyor, o yaştaki pek çok okuruna da yol gösterici oluyor. İkinci bölüm ise Ayşe’nin ortaokul yılları ve lise yıllarını kapsar. Özellikle ortaokulu da birincilikle bitiren Ayşe’nin başka bir şehirdeki liseye yatılı gidişi, ailesinden ayrılmanın zorluğunu hissetmesine rağmen geleceği için bu fedakârlığı göstermesi, bütün zorluklara rağmen yatılı okumanın güzelliklerini de yansıtması açısından, romanın ikinci bölümü de birinci bölümü kadar öğretici ve örnek oluşturucu.
Romanın güzel taraflarından biri de anlatılanların kurgu değil de tamamen gerçeklere dayanıyor oluşu. Zira kitabın giriş bölümünde yazar Yusuf Dursun, Ayşe’den yıllar içinde bizzat dinlediklerini not ederek bu romanı oluşturduğunu, bizzat Ayşe’ye seslenerek belirtiyor ki bu da romanı o yaştaki ergen psikolojisi açısından çok daha çekici kılıyor. Yusuf Dursun, bir şair olmasına karşın bu romanında hiçbir dil cambazlığına tenezzül etmeyerek; tamamen yalın, akıcı bir dil kullanarak, asıl hedefinin o yaş insanına bir misyon yüklemek, yol olmak, doğruyu işaret etmek olduğunu hissettirmiş, ama bunu yaparken de özellikle didaktik olmaktan kaçınmış. Zira o yaş ergen psikolojisinde hepimiz yaşayarak öğrenmişizdir ki en itici olan şey, büyüklerin büyük büyük laflar ederek nasihatlerde bulunmasıdır.
FERAHFEZA
Yusuf Dursun, Beyaz Ufuklara, Nar Yayınları, 2016, s. 172.”