Arşiv
YEŞİL GÖZLERİN
.
YEŞİL GÖZLERİN
.
Yeşil gözlerinden bir cemre düşer,
Toprağım uyanır, suyum uyanır;
Gönlümde kuruyan ırmaklar coşar,
Sevda küheylanım aşka dayanır;
Toprağım uyanır, suyum uyanır.
.
Yeşil gözlerini seyre dalınca,
Oynaşır içimde bir engin deniz.
Martılar gönlümle birlik olunca,
Dalgaların kucağında yüzeriz;
Oynaşır içimde bir engin deniz.
.
Yeşil gözlerindir ruhumu yakan,
Duman duman olur göğüs kafesim.
Aşktır ılık ılık kalbime akan,
Âh ile semaya yükselir sesim;
Duman duman olur göğüs kafesim.
.
Yeşil gözlerinde bir mavi bulut,
Dolaşır sevginin semalarında.
Kımıldar içimde yeni bir umut,
Dilim bu sevginin dualarında;
Dolaşır sevginin semalarında.
.
Dünyanın en güzel gözleri diye,
Yeşil gözlerine vurulmuşum ben.
Aşkımı âlemden saklamak niye?
Şu çorak kalbimi gülistan eden
Yeşil gözlerine vurulmuşum ben.
AŞKA DAİR
.
AŞKA DAİR
.
– Evliliğimizin 35. yılında eşime –
.
Gönül bahçelerinden
Sevda devşiren,
Nazenin yüreklere
Kor ateşler düşüren,
Ve her bakışta
Yeniden yeşeren
O ceylan
Göze kadar,
Ne varsa söylendi
Aşka dair!
.
Yürek yangınlarından
Duman duman yükselen âh,
Hasret yüklü gecelere
Bir nurlu sabah,
Ve gönül sarayına
Padişah olan
En güzel
Söze kadar,
Ne varsa söylendi
Aşka dair!
.
Kimi gün
Gül gibi açan,
Kimi gün
Bir görünüp bir kaçan,
Kimi gün elimizden
Kuş gibi uçan
İşveye,
Naza kadar,
Ne varsa söylendi
Aşka dair!
.
Aşkın
Gül kokulu sesiyle dolan,
Hüznün
Acı bestesiyle boşalan,
Ve âşığın
Her hâline
Sırdaş olan
O ince
Saza kadar,
Ne varsa söylendi
Aşka dair!
.
Konanlar göçtü,
Göçenler söyledi:
“Nice âşıklar
Aşkın deryasını boyladı.
Aşk insanı
İnsan eyledi.”
Hazreti Âdem’le Havva’dan
Bize kadar,
Ne varsa söylendi
Aşka dair!
.
Ne varsa söylendi
Aşka dair;
Lâkin,
Ne benim gibi seven oldu
Aşk âleminde,
Ne senin gibi sevilen;
Ne senin gibi seven oldu,
Ne benim gibi sevilen!
SEVGİ DENİZİ
.
.
SEVGİ DENİZİ
.
“Sevgiden bir deniz olsa da yüzsek;
insan, ancak o zaman insan olur.”
Hz. Mevlâna
.
Sevgiden bu deniz, sevgiden bu dağ,
Yıldızlar, dolunay, güneş sevgiden.
Sevgiye kâinat olurken feda,
Anlamaz insanlar sevgiyi neden?
Sevgidir insanı tam insan eden.
.
Düşen, tohum değil sevgidir yere;
Fidanı sevgiyle gül eder toprak.
Yeniden yeşerir günde kaç kere,
Sevgiyle yoğrulan bir sarı yaprak;
Sevgi, yeryüzüne dikilen bayrak.
.
Sevgi dağın taşın içinde bile,
Kendine bir yuva kurmayı bilir.
Yeter ki sevmeyi gönülden dile,
Sevgi ta yürekten koşarak gelir,
Bir gül bahçesinde yoldaşın olur.
.
Öyle uzak durma, gönlüne eğil;
Bir tanısan bırakmazsın bir daha.
Bil ki canevinden başkası değil;
Sevgi, bir gönülde kalktı mı şaha,
Yıldırım hızıyla koşar Allah’a!
AŞKIN KALP ATIŞLARI
.
AŞKIN KALP ATIŞLARI
.
Aşkın yaşını sordular;
Senin yaşındır, dedim.
Boyu senin boyun,
Endamı senin endamın…
.
“Aşkın huyu?”
Dediler;
Dalgalı dedim, senin gibi.
“Ya gönlü?”
Sormayın dedim onu,
Ah sormayın;
Bir gül bahçesidir ki
Dikeninden geçilmez.
.
“Aşkın hâlleri?”
Dediler;
İkidir dedim:
Bir “varmış”
Bir “yokmuş” hâli.
Aşkın hâl-i pür melâli sayılan
Ara hâlleri geçelim, dedim.
.
Aşkın kalbini sordular en son;
“Düm teke düm tek” yerine
“Sevmek de sevmek
İlle seni sevmek!”
Diye
Çırpınır durur dedim
Göğüs kafesimde.
GÜLNÂME
.
GÜLNÂME
.
“Ahmed’im kim okunur
nâmım ile nâme-i aşk”
.
Ahmet PAŞA
.
Görünce dünyayı gönül gözüyle,
Her eşyada aşkı sezdim erenler.
Şair denen bir mecnunun sözüyle,
Aşkın şifresini çözdüm erenler.
.
Feryad ü figanı koydum bir yana,
İçtim aşk özünü ben kana kana,
Bal arısı gibi döne dolana,
Aşkın bahçesini gezdim erenler.
.
Bulut oldum dostlar sevda yüklüyüm,
Şimşek oldum dostlar gül şafaklıyım,
Yağmur oldum dostlar suda saklıyım,
Aşkın çevresini çizdim erenler.
.
Uçtum yücelerde yere konmadan,
Dolaştım canları başa dönmeden,
Bir balık misali suya kanmadan,
Aşkın deryasında yüzdüm erenler.
.
Her akşam, oyalı yâr mendiliyle,
Her gece, demlenen derviş diliyle,
Her sabah, bir ince seher yeliyle,
Aşkın çiçeğinde tozdum erenler.
.
Duydum canevimde aşkın sesini,
Bıraktım âlemin hengâmesini,
Gönlümden koparıp gül nâmesini
Aşkın yüreğine yazdım erenler.
SENİ BEKLİYORUM
.
SENİ BEKLİYORUM
.
Yüzümü sevda suyuna
Sürdüm, seni bekliyorum.
Benliğimi yâr yoluna
Serdim, seni bekliyorum.
.
Aşkın ateşine göre,
Yeniden yazılsın töre.
Gururumu yerden yere
Vurdum, seni bekliyorum.
.
Hasretinle düştüm dile,
Padişahtım oldum köle,
Hazinemi üç beş pula
Verdim, seni bekliyorum.
.
Düşünce gurbet iline,
Tutundum aşkın dalına,
Gönlümü zülfün teline
Sardım, seni bekliyorum.
.
Atıldım arşın ucuna,
Sığındım sevgi burcuna,
Yüreğinin ta içine
Girdim, seni bekliyorum.
YETİŞ GÜL AĞACIM
.
YETİŞ GÜL AĞACIM
.
Gece gül dalında yandığı zaman,
Gurbet ağlarını örer üstüme.
Yokluğun omzuma konduğu zaman,
Gariplik postunu serer üstüme,
Gurbet ağlarını örer üstüme.
.
Gözden ırayınca evin direği,
Duvarlar göğsümde güreşe durur.
Görmez olur rotam son mendireği,
Beynimde kaynayan sular kudurur,
Duvarlar göğsümde güreşe durur.
.
Sensizliğin biri de bir bini de,
Çırpındığım sular ummana döner.
Sen varsan dolunay doğar gemide,
Sen yoksan içimde lâmbalar söner,
Çırpındığım sular ummana döner.
.
Varsın evim barkım perişan olsun,
Dert değil benim’çin dağınık oda.
Yeter ki sesinden bir nişan olsun,
Çınlatsın eşyayı senden bir seda,
Dert değil benim’çin dağınık oda.
.
Tan yeri ağardı, sabah oluyor;
Sanma ki aydınlık avutur beni.
Ardımdan dört nala hüzün geliyor,
Çekmiş kılıcını gecenin sonu,
Sanma ki aydınlık avutur beni.
.
Bu göçmen kuşları pek masum sanma,
Senden haber getirmiyor turnalar.
Bir türkü sırtına binerdim ama,
Çoktan paylaşılmış uzun havalar,
Senden haber getirmiyor turnalar.
.
Yetiş gül ağacım beni bana ver,
Yoksa bu dünyada kaybolacağım.
Ilık nefesinle canevime gir,
Yeniden yeşersin gönül ocağım,
Yoksa bu dünyada kaybolacağım.